Bir Edebiyatın Anatomisi...

Türkü: Yapılarına göre türküler...

27/3/2008 ·

 

3. Yapılarına Göre Türküler

            

            A. Yapılarında Kararlılık Gösteren Türküler  (Düzenli Biçimler)

             a. Bentleri dört dizeli türküler

             b. Bentleri üç dizeden oluşan türküler

             c. Bentleri iki dizeli türküler

             d. Mani dörtlüklerinden oluşan türküler

            

             B. Yapılarında Kararlılık Bulunmayan Türküler (Düzensiz Biçimler)

             a. Sayışlı türküler

             b. Söyleşme biçiminde türküler (efsane konulu türküler)

             c. Oyun havaları

             d. Ne ölçüsüyle ne de kafiye düzeniyle hiçbir kararlı, kurallı biçime ve “düzensiz tipler”den hiçbirisine uymayan bazı metinler. (Aktarılış sırasında eksik hatırlamalar sonucunda bu durum söz konusu olmaktadır.)   

 

            TÜRKÜDE ÖLÇÜ ve UYAK

 

Türküler,"bent" denen 2–4 dizelik bölümlerden oluşur. Çoğu zaman bu bentler, ezgisi ve sözleri değişmeden tekrarlanan ve "kavuştak" denen dizelerle birbirlerine bağlanırlar.

Kavuştaklar çoğunlukla 1–4 dizeden oluşurlar.

 

 

Türküler daha çok 7'li, 8'li ve 11'li hece ölçüleriyle söylenir.

 

Kavuştaklar genelde kendi aralarında uyaklı olurken, bent uyaklanışında değişiklik

görülebilir.

 

Örnek:

Başı bölük bölük dumanlı dağlar __ a

Duman eylenir mi kar olmayınca __ b

Bent                Bana derler güzel gönlünü eyle __ c

Gönül eylenir mi yar olmayınca __ b

 

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b

Kavuştak         Eller yakışığı yar olmayınca __ b

 

Çeşmenin başına inmez mi sandın __ d

Beni ağlattın da gülmez mi sandın __ d

Bent                Seni sevdiğime güvenmeyesin __ e

Senden başkasını sevmez mi sandın __ d

 

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b

Kavuştak         Eller yakışığı yar olmayınca __ b

 

Her sabah her sabah esen ruzigar __ f

Kısmetim sıradan kesen ruzigar __ f

Bent                Yarin yanağından bir gül koparıp __ g

Getirip bağrıma basan ruzigar __ f

 

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b

Kavuştak         Eller yakışığı yar olmayınca __ b

 

6+5 duraklı, 11 'li hece ölçüsüyle yazılan bu örnekte de görüldüğü gibi, bent aralarında tekrarlanan bu iki dizeli kavuştaklar, kendi aralarında uyaklıdırlar.

 

          Kişisel Çalışmamdır...       

 

KAYNAKÇA

 

Ø                Elçin, Şükrü. 1981. Halk Edebiyatına Giriş. Ankara. Kültür Bak. Yay.

Ø                Kudret, Cevdet. 1980. Örneklerle Edebiyat Bilgileri, Cilt I. İstanbul. İnkılâp ve Aka Yay.

Ø                Kurnaz, Cemal. 1997. Türküden Gazele: Halk ve Divan Şiirinin Müşterekleri Üzerine Bir Deneme. Ankara. Akçağ Yay.

Ø                Helimoğlu Yavuz, Muhsine. Ortak (Anonim) Halk Edebiyatı - Türk Halk Şiiri. (Kaynak: http://www.aof.edu.tr/kitap/ioltp/2274/unite05.pdf)

Ø                Öztürk, Ali Osman. 1998. Türk Halk Türküleri. Ankara. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Ø                Türk Halk Edebiyatı Bilgi Şöleni. 26–28 Ekim 1995. Konya. TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yay. No: 78.

Yorum (0)

Halk edebiyatında Türkü... Türkü Örnekleri... Türkü Çeşitleri...

27/3/2008 · Kategori: Edebiyat Deposu

“TÜRKÜ” KAVRAMI

                 

                  Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen “türkü” nün “Türkî” sözünden geldiği görüşü kabul edilmiş bir görüştür.”Türk” sözcüğüne Arapça “i” ilgi ekinin getirilmesi ile oluşmuştur. “Türk’e özgü” anlamına gelen bu söz halk ağzında “Türkü” biçimine dönüşmüştür.

                  Türkü sözü, Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilmiştir. Türküye Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar; halk yırı, kazaklar; Türkî, türik halık eni, Kırgızlar; eldik ır, türkü, Kumuklar; yır, Özbekler; Türkî,  halık koşiği, tatarlar; halık cırı, Türkmenler; halk aydımı, Uygur Türkleri; nahşa, koça nahşisi derler.

                  “Türkü” terimi, ilk defa 15. yüzyılda Doğu Türkistan’da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgiyle söylenmiş ürünler için kullanılmıştır. Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu’daki ilk örneğini ise, 16. yüzyılda buluruz. Türkü şeklin uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça, 16. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede’ye aittir.

                  “Türkü sözü bestelemek” anlamına gelen “türkü yakmak” deyimi ise yine bu kelimeden türetilmiştir.

                 

                  BAZI ARAŞTIRMACILARIN “TÜRKÜ” TANIMLARI

                 

Cahit Öztelli: Türkü; halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebi ürünlerdir.

Nihat Sami Banarlı: Koşma biçimindeki bir manzumenin her dörtlüğüne beşinci veya beşinci-altıncı mısra ilavesiyle söylenilen halk şiiridir.

Muzaffer Uyguner: Her mısrası kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile yine kafiyeli ve iki beyitten oluşan ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk şiirleridir.

Fuat Köprülü: Türklere özgü bir beste ile söylenen halk şarkılarıdır.

Pertev Naili Boratav: Düzenleyicisi bilinmeyen, halkın sözlü geleneğinde oluşup gelişen, çağdan çağa ve yerden yere içeriğinde olsun, biçiminde olsun değişikliklere uğrayabilen ve her zaman bir ezgiyle söylenen şiirlerdir.

M. Öcal Oğuz: “Anonim” halk şiirleri arasında yer alan “türkü”yü ele aldığımız zaman kafiye örgüsü, nazım birimi, vezin ve hacim gibi “dış” unsurlar bakımından belirli bir şekille karşılaşmamaktayız. Bize göre “türkü”, “Türklere mahsus ezgiler” olup bir nazım şekli veya türünün adı değildir. 

                 

                 

 

 

TÜRKÜLERİN DOĞUŞU VE YAYILIŞI

 

                  Türküler genellikle bir olay, bir arzu, bir heyecan üzerine doğarlar. Başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Kimileri de sonlarında metnin kime ait olduğunu gösteren ifadeler (mahlas) içerir. Türküler, böylelikle anonimleşir. Önceleri mahalli kimlik gösteren türküler, zamanla milli kimliğe dönüşür. Türkülerin anonimleşmesinde, daha çok göçler, kervanlar, askeri sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.

 

                  TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ

                 

                  Türkü metinleri Boratav’ın ifadesiyle, bölge ve konulara has özellikler ya da ezgi ve sözlerin çeşitlenmesine göre “şarkı”, ”deyiş”, “deme”, “hava”, “ninni”, “ağıt” gibi başka adlarla anılmıştır. Görülüyor ki, “türkü” kavramı içerisine ninni ve ağıtları da dâhil etmektedir. (Boratav 1988: 150 aktaran: Oğuz ve diğerleri 2007: 192)

                  Yine Boratav tarafından türküler, konuları ve kullanıldıkları yerler, üstlendikleri görevler ya da söyleniş amaçları bakımından iki grupta toplanır:

 

1.   Konularına Göre Türküler

           A. Lirik Türküler: Aşk, sevinç, özlem vb. duyguların ön alana çıktığı türkülerdir.

            a. Aşk ve Sevda Türküleri

            b.Gurbet Türküleri

            c.Ağıtlar

            d.Ninniler

            B. Satirik Türküler: Mizahın ve yerginin ön alana çıktığı türkülerdir.

            a.Mizahi Türküler

            b.Taşlamalar

            C. Olay Türküleri: Gerçek olaylara dayana türkülerdir.

            a.Tarihi Türküler

            b.Eşkiya Türküleri

            c.Hapishane Türküleri

            D.Tören ve Mevsim Türküleri

            a.Düğün ve Kına Türküleri

            b.Tarikat türküleri

            E. İş ve Meslek Türküleri

            a. Esnaf Türküleri

            F. Pastoral Türküler: Konularını doğa ve doğa güzelliklerinden alan türkülerdir.

            a. Doğa Türküleri

            G.Didaktik Türküler

            H. Oyun Türküleri

 

KONULARINA GÖRE TÜRKÜ ÖRNEKLERİ

 

Aşk Türküleri:


İki turnam gelir allı karalı,

Birisini şahin vurmuş yaralı,

O yauruya sorun aslı nereli.

 

İnme turnam inme sen bu pınara,

Avcı tuzak kurmuş, var yolun ara,

Cümlemizin işin Mevlâm kayıra.

 

İnme turnam inme burda kış olur,

Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur,

Bastığım yerler donar taş olur.

 

İnme turnam inme haber sorayım,

Kanadın altına name sunayım,

Nazlı cananımdan haber alayım.


 

Yine akşam oldu bastı karalar,

Oturmuş sevdiyim zülfün taralar,

Herkes almış sevdiyini niceler.

 

Şaştım yolun hangisine varayım,

Hem varayım türlü hallar sorayım,

Üç dilberin hangisini sarayım.

 

Duman çökmüş kar yoluna, seçilmez,

Nazlı yarın edasından geçilmez,

Bile bile hasret zehri içilmez.

 

Yine akşam oldu bastı karalar,

Yarım aşkı ciyerimi paralar,

Yok mu dostlar buna hiçbir çareler?

 

(Bağırma)

Sevdiyim aklıma gelir,

Yanarım dost yanarım.

 

Asker Türküleri

Ey gaziler yol göründü, yine garib serime;

Da(ğ)lar taşlar dayanamaz, benim ahu-zarıma.

 

(Bağırma)

Kal selamet kömür gözlüm, bir yana sen bir de ben.

 

Dün gece yar hanesinde, yastıcağım taş idi;

Altım toprak üstüm yaprak, yine göynüm hoş idi;

Bir elim yarım koynunda, bir elim boşa gitti.

 

Ben havada uçar iken, av ile tuttun beni;

Ben pahamı bilir iken, bir pula sattın beni;

Ne kapunda kul eyledin, ne azad ettin beni.

 

İndim yarım bahçesine, gülleri fincan gibi;

Gendanında üç beni var, deliksiz mercan gibi.

 

Bekçi ve Ramazan Türküleri

Eski kelamı neyleyim,

Yeni selamlar eyleyim,

 Efendimin hanesinde,

 Tembelleri vasf edeyim.

 


İş buyurmayın tembele,

Gülünç olursun ellere,

Üşenir yerinden kalkma(ğa),

Minderi döner sellere.

 

Herkes tembellere güler,

Yattığı yerde un eler,

Asla elini yumaz,

Elini kolt(uğ)na siler.

 

El ile ayak demişler,

Göz ile kulak demişler,

Meşhur bir kelamdır bu,

Tembele dayak demişler.

 

Tekkelerde çeker demi,

Kötü sözlerden gel beri,

Davulcunuz reca eder,

Evde varsa kov tembeli.


 

Çeşitli Konuları İşleyen Türküler


Kızım kızım kınalı kızım,

Seni bir sarraf isteyor vereyim ona.

Ana ben varmam ona,

Onda altın çoktur, saydırır bana.